top of page

Ne İter Beni Türklüğe

May 30, 2021
2 min read

İlkokul yaşlarımda, 19 Mayıs günü Samsun’a çıkmış Mustafa Kemal Atatürk’ün

hikâyesini defalarca dinledim. Yan yana dizilmiş harfler artık bana anlamlı gelmeye

başlayınca da ders kitaplarından o günü anlatan paragrafları bu sefer tekrar tekrar kendim

okudum. Bu sonu karanlık görünen kurtuluş öyküsünün ilk basamağının, 19 Mayıs

öykülerinin farklı detayları her seferinde beynimin ve ezberimin derinliklerine daha sağlam

saplanıyordu. Mesela yalnızca sıradan bir vapurla açılmamışlardı denize. ‘Bandırma’

vapuruydu o. Denize açıldıklarında isimsiz düşmanlara karşı ilerlemiyorlardı yalnızca. İtilaf

devletleriydi düşmanın adı. İngiltere’ydi, Rusya’ydı, Fransa’ydı düşmanın ev adresi.


Yıllar geçti. Ben büyüdüm. Her yıl kutlanan bayramlar, her bayramda okunan İstiklal

Marşı’na edilen eşlikler, ülke topraklarımızın geçmişi sayılan bu günlerin daha aydınlık bir

halde, daha güçlü ifadelerle ruhuma girmesine yardımcı oluyordu. Yalnız ruhumun değil;

bilinçaltımın, zihnimin ve kalbimin derin yerlerine bir daha oradan çıkamayacak kadar sert bir

şekilde itiliyordu zaferin verdiği gurur hissi. Aldığım yaşlarla birlikte 19 Mayısla ilgili

hissettiklerim de değişti. Ben de o küçüklük heyecanımla, artan bilgilerimin duygularımı

sağlamlaştıran asıl temel olduğunu sandım. 19 Mayıs ve daha nice bayramlar gelince

yükselen coşkumun kökenini basit sebeplere dayandırdım. Ezber ve sığ düşünce gibi.


Oysa kimse söylememişti bana, yıllar geçtikçe marşımız okunurken atan kalbimin

zamanla daha da hızlanacağını. Fakat o ders kitabında yazan cümlelerle değil, bir ülke için

mücadele etmek ve bir vatan adına benliğini feda etmenin ne zor bir vazife olduğunu

anlamamla birlikte. Kimse demedi bana büyüdükçe bayramların gelişinin beni daha çok

duygulandıracağını. Nereden bilebilirdim ki ben bir bayramın ne anlama geldiğini bana

ezberletilen sözlerle değil, bir vatan onurunu omuzlardan düşürmemenin ne denli dayanıklılık

gerektiren azimle öğreneceğimi.


Ben bir gün ‘Bandırma’ vapurunun adını anımsayamayabilirim. Fakat bir Türk çocuğu

kalacağım, 19 Mayısla başlayan zafer hikâyesinin olmadığı bir dünyada bana da özgürlüğün

yasak olduğunu bildiğim sürece. Eğer olur da bir gün beceremezsem afili sözcüklerle

duygularımı ifade etmeyi, ben yeter ki unutmayayım o denize açılmanın arkasında nasıl bir

fedakârlık destanı yazıldığını. İşte o zaman hiç birimiz korkmayacağız, 19 Mayıs ve nicesinde ya tek bir bayrak bile sallayamazsak diye. İşte o zaman hepimiz çıkıp bağıracağız, 19 Mayıs bizim kurtuluşa açılan kapımızdır diye!


Elif Tuana Gökmen


Recent Posts

See All

5 Comments


Zeynep Atabek
Zeynep Atabek
May 30, 2021

Harika bir yazı olmuş!!

Like

EKİN TOKER
EKİN TOKER
May 30, 2021

Çok başarılı!!

Like

Alp Erkip
Alp Erkip
May 30, 2021

harika👏

Like

Elif Eren
Elif Eren
May 30, 2021

Süperrr!

Like

Arda Ali Güçsav
Arda Ali Güçsav
May 30, 2021

Süper bir yazı olmuş.

Like
bottom of page