top of page

Kalpler Gümbür Gümbür

Writer: Naz Esmer
Naz Esmer
May 21, 2021
1 min read

Kasabanın hanımları kocaman kazanlarda kaynattıkları bulguru harıl harıl karıştırıyor, tarladan dönecek beylerine yemek yetiştirmeye telaşı içindeydiler. Gazeteci Ali, yeni aldığı kasketi ve fiyakalı bisikletiyle kapı kapı dolaşıp kasabaya akşama doğru yeni ulaşmış gazeteyi dağıtıyor, komşuları selamlıyordu. Gazetenin başlığı “Türk gençliğine armağan olsun!” idi. Her zamanki gibi işi başından aşkın olan Mihriban Hanım, kutlama için köyden gelecek misafirlere sofra hazırlıyor, yerleri süpürmeye çalışıyordu. Kırmızı beyaz kıyafetleriyle okuldaki törenden çıkmış Hatice, öğretmeninin görevlendirdiği üzere etrafa bayrak asmakla meşguldü. Sokakta top oynayan çocukların kaçan topunu, kahvede oturmuş çayını yudumlayan Mustafa Dede yakaladı. Mesut Bey veresiye defterini kapadı, bakkalın kapısını özenle kilitleyip evin yolunu tutacakken Küçük Hasan seslendi: “Bakkal Amca, Bakkal Amca! Sakız alacaktım, geç kalmadım de mi? Hem bak yanımda param da var.” Mesut Bey her zamanki gibi Küçük Hasan’ın yalvaran gözlerine kıyamayarak cebine koymakta olduğu anahtarını çıkardı, bakkalın kapı deliğine soktu. Fırıncı Ahmet Abi’nin fırından yeni çıkardığı sıcak pidelerin kokusunu duyan çocuklar top oynamayı bırakarak doluştular fırına.


Kasabadan birkaç kilometre ötedeki dağın başında nöbet tutan Çavuş Mehmet’in de evine dönmekte olan Elif Öğretmen’in de evrak düzenlemekten başını kaldıramayan kaymakamın da kasaba hemşiresi Zeynep Hanım’ın da aklında aynı şey vardı. Hepsinin gözü saatteydi. Atalarının karşısında hazır olmak istiyorlardı; başı yukarıda, dimdik durmak, ona layık olabilmek. Güneş ufukta batmaktayken saat 19:19 oldu, beklenen an geldi. Kalpler gümbür gümbür atmaya başladı, gözler uzaklara daldı. Gözleri kamaştıran kan kırmızısı bayrak çekildi, masmavi gökyüzünde asaletiyle dalgalandı. İstiklâl Marşı’nın azametli sözleri kulaklarda yankılandı.


Naz Esmer



 
 
 
bottom of page